Sosyal Medya algısı ve yazılı iletişim

2014 Ekim ayında katıldığım LinkedIn Semineri ardından bir yazı yazıp, sosyal medyanın gücü hakkında bazı konulara değinmiştim. Aradan yaklaşık 6 ay geçtikten sonra bu konuyu tekrardan değerlendirmeye karar verdim ve yazılı iletişim hakkında kendi yaşadıklarım doğrultusunda bir yazı yazmak istedim. Bu yazıda daha çok kendi yaşadıklarım ve kişisel fikirlerime değineceğim.

Günümüzde internetin geldiği nokta hepimiz için bir nimet. Bilgiye oldukça hızlı ulaşabilme şansı, çeşitli online araçlar kullanarak dilediğimiz konuda paylaşım yapabilme şansı, mobil cihazların internet ile entegrasyonu ve çoğunu sizin de bildiğiniz bir sürü olanağımız var. Bu kadar çok olanağın olduğu yerde, ciddi anlamda bir kullanım kılavuzu ihtiyacı doğuyor. Fakat önce dene, sonra oku mantığı ile hızlı yol alabileceğimizi düşünerek, ciddi bir yanılgı içine düşüyoruz ve böylece elimizdeki araçları inanılmaz bir şekilde yanlış kullanmaya başlıyoruz.

Kalemim var, ben de yazarım!

Başlığın saçma kaçmaması için zamanında 9GAG'den bulduğum şu resmi bir paylaşayım!

9GAG

Evet, DSLR fotoğraf makineniz olduğu zaman fotoğrafçı olamayacağınız gibi, kaleminiz varsa da yazar olamıyorsunuz. Yani, Facebook hesabınız var diye tüm sorularınızı 100. Yıl Evleri Grubu'na sormanız gerekmiyor. Çok az bir çaba ile, Google'a sorabilirsiniz. Telefonlarınız zaten Google'a entegre, özellikle de son 1 sene içinde çıkan bir model kullanıyorsanız daha da entegre. Google araması çok bir sorun olmasa gerek.

Sosyal medya kullanımı örneği

Çoğunuz gibi benim de çok çeşitli sosyal medya hesaplarım var ve bunları ne amaçla kullandığımı yazmak istiyorum. İletişime geçeceğiniz kişilerin de benzer bir algısı olabilir ve onlarla uygun bir yolla iletişime geçmek, size cevap dönülmesi şansını arttırabilir.

Facebook: Tamamen kişisel, yüzyüze görmüş olduğum ve gerçekten tanıdığım insanları eklediğim bir mecra benim için. Çoğu tanıdığım kişi için de öyle. Biraz kişiye özel olunca, buraya iş veya yabancı kişileri karıştırmak istemiyorum. Baktığım zaman da iş görmeyeceğimi bildiğimden, kendimi daha rahat hissediyorum.

Twitter: Şu anda herkese açık durumda. Düzenli olarak takip ediyorum ve bana yazanlara hızlı bir şekilde yanıt veriyorum. Bu mecrada iş veya kişisel olarak ayırmıyorum, zaten 140 karakter ile sınırlıyız, ne kadar detaylı konuşabiliriz ki?

LinkedIn: Sadece iş amaçlı konuşmalar ve iş ile ilgili kişiler için kullandığım bir araç kendisi. Elimden geldiğince haber kaynağına bakıyorum, yeni kişiler ve yeni gelişmeleri takip ediyorum. Birileri bana buradan yazarsa, ilk fırsatta yanıt veriyorum.

E-posta: Sıklıkla kontrol ediyorum ve neredeyse her gönderiye yanıt yazıyorum. Hatta telefon açanlara eposta ile geri döndüğüm çok olmuştur :) Sorusu olan, işi düşen, birşeyi merak edenin bana eposta ile ulaşmasını tercih ederim.

Telefon: Yazmanın çok aşırı vakit alacağı durumlarda (örn. proje ekibi ile toplantı) veya yukarıdakileri kullanamayan akrabalar ile karşılaştığımda kullandığım bir araç. Bir de ben geldim, hadi aşağıya in durumlarında, epostaya güvenmek pek doğru olmuyor :)

Dikkat ederseniz, çoğumuz gibi ben de iş ve kişisel aktiviteleri ayırmaya çalışıyorum. Kullanabileceğim araçları da bu şekilde yönlendiriyorum. Böylelikle bir aracı açtığımda ne göreceğimi biliyorum. Çoğu insanın, iş amaçlı konuları kişisel kullanım alanlarında görmek istememesi olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, iletişime geçeceğiniz kişilerle yakın olmadıkça, kişisel sayılabilecek bir araç üzerinden iletişim sağlamak pek de doğru olmayabilir.

Yazı yazma kuralları

Yazılı olarak iletişime geçtiğimiz zaman karşı karşıya vereceğimiz izlenimi vermemiz oldukça zor olabiliyor. Bu durumda, birine bir eposta veya bir mesaj yazdığımızda, bu mesajın olabildiğince nazik olması gerekiyor. Bu naziklik sizin ayarınızdaki naziklik değil, karşıdakinin anlayabileceği türden bir naziklik olmak durumunda.

Bu durumda aşağıdaki gereksinimlere ihtiyacınız olacak.

  • Yazdığınız dili iyi kullanmak ve yumuşak yapıları seçmek. Emir kipi ile yazarsanız ve emrederseniz komutanım! yanıtını alırsanız, lütfen gocunmayın.
  • Sorunu oldukça kısa anlatmak ama Bizim jQuery ve PHP ile yapılması gereken bir projemiz var şeklinde kısalıkta değil. Gören, Drupal Core'a alternatif geliştirecek zannediyor :)
  • Sorununuz uzun ise önce karşınızdakinin uygunluğunu öğrenip, sonrasında detaya inmek. Sonuçta, soru sorduğunuz kişinin o konu hakkında hiç bilgisi olmayabilir.
  • Gönderdiğiniz yazılı mesajlara yanıt alamıyorsanız, kişisel olmayan diğer mecralardan Ben size bir eposta atmıştım, bakma şansınız oldu mu? şeklinde dürtebilirsiniz. Rahat olun, ama rahatsız etmeyin. Zaten bu seviyeyi anlarsınız.
  • Kişilere onları nereden bulduğunuzu, hangi yazısına istinaden onunla iletişime geçtiğinizi yazın. Bu ufak detay, iletişime yardımcı olacaktır.

Bir derdim var!

Mor ve Ötesi'ni anmak gibi olsa da, hepimizin bir derdi var ve bunu düzgünce ifade etmek zorundayız. Tanımadığınız bir kişi ile iletişime geçerken, bunu elinizden geldiğince profesyonel olarak yaparsanız, karşınızdaki kişinin saygısını kazanır ve ondan beklediğiniz bilgiyi temin edebilirsiniz.

Burada unutmamanız gereken bir kural var: Kişilerden doğrudan sonucun cevabını vermesini beklemeyin. Soru sormuş olduğunuz kişiler, eğer elinde hazır bir çözüm varsa size verebilir ama yoksa sizi yönlendirebilir. Böylelikle, sorununuzu çözmek için bakacağınız farklı yerler veya farklı yöntemler bulmuş olabilirsiniz. Unutmayın, sorun sizin sorununuz ve çoğu insan doğrudan sorun çözmek için bir ücret talep etmekte. Bilgi edinmek pek de ucuz bir iş değil.

Sonuç

Madde madde sıralarsam;

  • Göndermiş olduğunuz mesajın tonu çok önemli
  • Bilgi almak istediğiniz kişilere anlayış göstermek gerekir. Çoğu yoğun çalışan ve yorgun insanlar oluyor.
  • Hap gibi sonuç beklememeniz ve genelde yönlendirileceğinizi bilmeniz gerekiyor
  • Önce sorunuzu Google'a sorun, sonra başkalarına sorun. Öncesinde biraz üzerinde çalışın.
  • İnsanlarla dalga geçmeyin. Bu durumda asla yanıt alamazsınız.

Bilgi verecek kişilerin de yapması gerekenler var tabii:

  • Yanıt yazmaktan çekinmeyin. Meşgulseniz bile bunu belirtin.
  • Mümkün olduğunca bilginizi paylaşın. Herkesin öğrenmeye hakkı var.
  • Umursamaz, havalı tavırlar takınmayın.
  • Sabretmeyi öğrenin.

Pek tabii, yaşanılan her durum birbirine benzemez ve uygun koşullara göre davranmak gerekecektir. Her yazılanın doğru olmayabileceği gibi, okullarda öğretilen herşeyin de doğru olmayabileceğini artık hepimiz öğrendik. Hayat çok hızlı değişiyor ve bunu yakalamamız için biraz daha çaba harcamamız gerekebilir. Eh, bazılarımız da artık yaşlandı sayılır :)

Şimdilik benden bu kadar. Konu hakkında yorumlarınızı aşağıda bulunan Disqus kutucuğunda tartışabiliriz.

ORB.

Bu yazı 15.04.2015 tarihinde eklenmiştir.