LinkedIn Semineri ardından

17 Ekim 2014 tarihinde, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen LinkedIn Semineri'ne katıldım. Konuşmacı LinkedIn İrlanda ofisinden Genco Orkun Genç idi. Kendisinin herkese açık LinkedIn profiline buradan ulaşabilirsiniz.

Basitçe neler konuşuldu?

  • Öncelikle, Orkun Bey konuşmayı oldukça aktif tuttu ve salonda bulunanlara sosyal medyayı kendi faydaları için nasıl kullacağını göstermeye çalıştı. Bu konu hakkında pozitif ve negatif olarak çok farklı düşünceler olsa da, ben kişisel olarak sosyal medyanın gücüne inanıyorum. Etrafımızı dikkatle izlediğimizde, sosyal medyanın hayatımızı oldukça olumlu yönde etkilediğini düşünüyorum. Bu konuya birazdan değineceğim.
  • Seminere eğlenceli bir video ile başladık. Öğrenciler için LinkedIn videosunu Youtube'den izlemeniz mümkün.
  • Kişisel ve firma tanımıtından sonra, sosyal medyada yanlış yapılan konular hakkında konuştuk. Buna da birazdan değineceğim.
  • LinkedIn'in tam olarak ne yaptığını ve LinkedIn'de başarılı olabilmek için neler yapabileceğimiz konusu üzerinde tartıştık.

Sunum yaklaşık olarak 1 - 1.5 saat kadar sürdü. Kişisel fikrim, konuşmanın oldukça faydalı olduğu ve vakit kaybı olmadığı yönünde.

Bu noktadan sonra biraz detaylara girmek istiyorum.

Sosyal medyanın gücü

Sosyal medyaya girmeden önce, farklı bir örnek ile başlayalım. Mesela, bir klima almak istiyorsunuz. Doğrudan bir mağazaya gidip, herhangi bir markayı alır mısınız, yoksa öncelikle internetten bakar mısınız? Evet, çoğumuzun internetten bakacağına eminim. LinkedIn konseptinde sosyal ağlarda ise durum aynen böyle. Mesela, bir iş başvurusunda bulunuyorsunuz veya profesyonel bir ortama davet edileceksiniz. Karşı taraf sizin isminizi bir kere Google'layacaktır. Malum, SEO anlaşmaları vb. gibi unsurlardan ötürü LinkedIn profiliniz çıkacaktır. Bu sayede kişiler sizi profesyonel bir ortama davet etmeden önce tanımış olacak ve daha ortama girmeden pozitif (veya negatif) bir etki bırakıyor olacaksınız.

Pek tabii, profesyonel ortamlar için Facebook çok uygun olmayabilir, çünkü kendisi biraz daha kişisel olarak görülmekte. Halbuki, Twitter, yapımcılarının tanımına uygun olarak, ufak çapta kişisel bir blog gibi görünüyor. Hem takip etmesi kolay, hem de kısa ve öz bir sistem. Eğer doğru kullanırsanız, sizin avantajınıza olacaktır.

Bu durum, bazılarına pek uygun olmayan paylaşımcılık konseptini doğuruyor. Eğer herkesin kullandığı bir ortamda (yani internette) yeterli oranda paylaşımda bulunmazsanız, insanların sizi tanıması oldukça zor olacaktır.Örneğin; tasarım ile ilgili bir işiniz varsa, portfolyonuzu LinkedIn üzerinden hazırlayabilirsiniz. Yazılımcı iseniz, LinkedIn'e yardımcı olarak Github kullanabilirsiniz ve link verebilirsiniz.

Ayrıca, profil resminizin de sizi ifade etmesi önemli bir unsur. Örneğin; bir karikatüristseniz, LinkedIn'de takım elbiseli resminizin durması pek uygun kaçmayabilir. Böyle profil var mı ya LinkedIn'de? diyebilirsiniz. Bu noktada, Orkun Bey'in örneği Gözde Bakım'ın profili oldu. Girip siz de bakabilirsiniz :)

Aklınızdan Bu kadar şeyi neden internette paylaşayım ki? sorusu geçebilir. Ben de size şunu söyleyeceğim: İnsanlar zaten sizin çoğu özelliğinizi biliyor ve bunları sizi kandırmak için kullanıyor. Ben zaten her şeyin kararında olması tarafrıyım. Kesinlikle ve kesinlikle, bunların hepsinden ayrı olarak, insanlara gerçek anlamda bir özel hayat lazım. Çevresindekileri de bu özel hayata saygılı kişilerden seçmeli. Bu şekilde bir sınır belirleyebilirseniz, oldukça mutlu olacağınıza inanıyorum.

Ne yapmalıyız?

Bu konuda deli-çılgın bir profesyonel sayılmam ama, sosyal medyanın gücünü kendi yararımıza kullanabiliriz. Mesela,

  • LinkedIn ve Twitter gibi sosyal medya araçlarını daha aktif kullanabiliriz.
  • Twitter'da paylaşımlarımızı herkese açık yapabiliriz.
  • Bir blog tutabiliriz. Tumblr, Blogger veya Wordpress.com hızlı başlangıçlar için güzel ve bedava alternatifler. Yerli olarak Blogcu önerebilirim.
  • İş için ayrı, kişisel yazılar için ayrı bloglar tutabiliriz. Konu bazlı blog mantığı çok da garip değil, hatta güzel bile.
  • Bir miktar paylaşımcı olmalıyız. Bu biraz problemli bir durum, biliyorum ama gösteriye katkıda bulunmak önemli. Bugünlerde okuduğum bir dergide En iyi işinizi bedava sunun. Böylelikle insanlar sizi iyi tanır. şeklinde bir replik okumuştum. İnsanlar çalabilir, bu her zaman mümkün, ama kimse kaynağı çalamaz, çünkü o içinizde bir yerde sağlam duruyor.
  • Paylaşım yaparken seviyeyi ayarlayabilmeliyiz. Kimse sizin don-atlet fotoğraflarınızı görmek istemiyor, veya bugün burcunuzun size ne söylediğini. Bunları daha kişisel sosyal medya araçlarına saklayın (mesela, Facebook gibi).

Zaman zaman üff, ne uğraşacağım ya demek geliyor insanın içinden, ama o sesi dinlemesek çok daha güzel olacağını düşünüyorum. Tekrardan not düşeyim: sosyal medya kullanarak özel hayatınızı ifşa etmeyin, yalnızca belirlediğiniz konsept üzerinden devam edin.

Şimdilik bu kadar :) Zaman zaman tekrardan bu konulara değineceğim.

ORB.

Bu yazı 19.10.2014 tarihinde eklenmiştir.